“Nasıl yapacağınızı söyleyemem ama nasıl yapacağınızı en iyi anlatacak kişileri tanıyorum :)”

Mağaralarda ilk çizdiğimiz hayvan figürlerinden Refik Anadol’un 2021’in sonunda 1 milyon dolardan fazla bir tutara alıcı bulan NFT’lerine kadar sanat ve insanlık beraber büyük değişimler geçirdi. Sanat bugünkü formuna gelirken aynen içinden çıktığı gelenekler gibi değişti ve dönüştü. Ancak, gerçekten zaman ilerledikçe ve görselliğin gücü arttıkça insanlara büyük efektler ve yenilik sunamayan  sanat türleri unutulmaya yüz mü tuttu? Bu yazımda teknolojinin getirdiği değişimi geleneksel el sanatlarımızı nasıl yeniden yeşertmek için kullanabiliriz bunu irdeleyeceğiz.

a
İspanya’da Mağarada Bulunan Çizimler

Aslında tam tersine teknoloji hayatımıza ne kadar değişiklik getirirse getirsin hikayesi olan sanat eserleri ve sanat türleri yaşamaya devam ediyor. Şiir biçimsel olarak değişse de halen aynı, artık padişahlara kasideler dizilmiyor ama günümüzün marşları farklı bir işe mi yarıyor? Demek istediğim eserler biçimsel ve sunuluş olarak değişse dahi; hikayesi olan ve amacı olan eserler halen alıcı buluyor. Sanattaki en büyük değişimlerden biri aslında orta çağ sonrasında zanaat ile sanat arasındaki ayrılıştan geliyor. Orta çağın sipariş edilen heykel ve beste dönemi kapanırken sadece kendini, hayal gücünü dışarı vurmak isteyen sanatçıların önderliğinde yeni akımlar ortaya çıktı. Açıkçası o dönemdeki sanat; gelir sağlamak ya da kendini anlatmak içindir tartışması günümüzdeki her şey gibi belirsizleşiyor.

b
Görsel Efektlerin Zirvesi Bir filmden Kare

Az bilinen bir örnek Kanaviçe üzerinden gidelim. Kanaviçe Türk toplumunda kökenleri Orta Asya’ya kadar dayanan belli bir döneme kadar halen Anadolu’da çeyizlerde izine rastlanan bir el işi dokuma türü. Kanaviçe genelde kadınların icra ettiği ve nesilden nesile aktardığı bir sanat türü. Genç jenerasyonlar şehirlere gittikçe ve gelenekseli hor görme ile modern insanın vakitsizliği birleşince bunun gibi sanatlarımız unutulmaya yüz tuttu. Teknolojinin getirdiği hayat tarzı değil ancak kendisi buradaki çözümde devreye giriyor. Şu an evde duran Türk kadın nüfusu için gelir elde etme, sosyalleşme ve kendini ifade etmenin çözümü teknolojik gelişmeler ile birleştirilmiş geleneksel el sanatlarımız olamaz mı ? Herkesin Netflix’in çok izlenen dizisindeki Fatma gibi katil olmasına gerek yok sanırım.

k 1
Kanaviçe ile dikilmiş pembe bir flamingo

Evde vakit geçirirken online görüşmeler ile Kanaviçe, dokuma ve daha nice el sanatımızı öğrendikten sonra kendilerini anlattıkları, içlerinden gelerek dokudukları bu eserleri ETSY, Shopify ve Instagramdan sayfalarından satarak gelir elde edebilmek artık onlar için mümkün. Daha da değerlisi onlar gibi el sanatlarını öğrenen kişilerle yaptıkları işleri paylaşabilecekleri ve birbirlerini destekleyebilecekleri bir topluluğun parçası olmaları belki maddi değil ama çok büyük bir manevi değer. Teknolojinin en büyük getirilerinden biri ise tüm bunları herkese erişilebilir hale getirmesi. Örneğin; Bi’Akıl ev kadınlarımızın e-ticarete katılıp değer üretmesi sürecinde Kanaviçeyi en iyi Bilen’den öğrenmeleri, e-ticaret ve girişimciliğe girişi uygulamalı adımlarla ilerletmelerinde ve tüm bunları aktif topluluğu ile birbirini destekleyen samimi bir ortamda onlara tek bir platformda sunabiliyor.  Bunun gibi platformlar Kanaviçe ya da başka bir el sanatını öğrenenler için hem kendi iç dünyalarını bir hobi gibi dışa dökmeye hem gelir elde etmeye yardımcı oluyor. Şimdi halen Kanaviçenin unutulması gerektiğini mi düşünüyoruz? Kimilerimiz için modern dünyamızın nimetlerini ve geçmişin öğretilerini birleştirmek artık yepyeni bir uğraş olabilir.